TÜBİTAK 1707 Başvurusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Anasayfa
  • Blog
  • TÜBİTAK 1707 Başvurusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler
  • 17 Mayıs 2026

TÜBİTAK 1707 Siparişe Dayalı Ar-Ge Programı, müşterisi hazır olan yenilikçi ürün ve süreçlerin KOBİ’ler tarafından Ar-Ge faaliyetleriyle geliştirilmesini desteklemektedir. 1501 ve 1507 gibi klasik Ar-Ge desteklerinden farklı olarak 1707’de proje fikri yalnızca tedarikçi firmanın geliştirmek istediği teknolojiye değil, müşteri kuruluşun somut ihtiyacına dayanmaktadır.

Bu nedenle 1707 başvurusu hazırlanırken temel soru yalnızca “Bu proje teknik olarak yenilikçi mi?” değildir. Asıl soru şudur: Müşteri kuruluşun gerçek bir ihtiyacı var mı, tedarikçi KOBİ bu ihtiyacı Ar-Ge yoluyla çözebilir mi ve ortaya çıkacak ürün pazara sunulabilir mi?

TÜBİTAK 1707’de Ar-Ge çalışmalarını tedarikçi kuruluş yürütmektedir. Müşteri kuruluş ise Ar-Ge maliyetlerine eş finansman desteği sağlamaktadır. Programın temel hedefi, proje çıktısının müşteri kuruluş veya tedarikçi kuruluş tarafından pazara sunularak ticarileştirilmesidir.

TÜBİTAK 1707 Nedir?

TÜBİTAK 1707, müşteri kuruluşun ihtiyaç duyduğu yenilikçi bir ürün veya sürecin, KOBİ ölçeğindeki tedarikçi kuruluş tarafından geliştirilmesini destekleyen siparişe dayalı Ar-Ge programıdır. Program, “önce ürünü geliştir, sonra müşteri ara” yaklaşımı yerine “müşteri ihtiyacını belirle, Ar-Ge ile çözüm geliştir” mantığıyla çalışmaktadır.

Bu yönüyle 1707 yalnızca teknik geliştirme programı değildir. Aynı zamanda müşteri doğrulaması, iş birliği, eş finansman, ekonomik fizibilite ve ticarileşme kurgusu içeren bir Ar-Ge destek modelidir. TÜBİTAK 1707 başvurusunda Proje Önerisi, Ekonomik Fizibilite Raporu ve İşbirliği Sözleşmesi birlikte hazırlanmalıdır.

TÜBİTAK 1707 Başvurusunda Taraflar Kimlerdir?

TÜBİTAK 1707 başvurusunda iki ana taraf bulunmaktadır: müşteri kuruluş ve tedarikçi kuruluş.

Müşteri kuruluş, Ar-Ge’ye dayalı bir çözüme ihtiyaç duyan ve bu ihtiyacın karşılanması için tedarikçi kuruluşla iş birliği yapan Türkiye’de yerleşik sermaye şirketi olarak tanımlanmaktadır. Tedarikçi kuruluş ise müşteri kuruluşun ihtiyacına yönelik Ar-Ge çalışmalarını yürüten Türkiye’de yerleşik KOBİ ölçeğindeki sermaye şirketidir.

Başvuru müşteri kuruluş tarafından yapılmakta, tedarikçi kuruluş ortak kuruluş olarak eklenmekte ve ortaklı tek bir proje başvurusu sunulmaktadır. Bu nedenle başvuruya başlamadan önce tarafların yalnızca teknik olarak değil, idari ve mali olarak da hazır olması gerekmektedir. Ön kayıt, elektronik imza, ekonomik fizibilite raporu, iş birliği sözleşmesi, eş finansman ödeme planı ve proje sorumlulukları başvuru öncesinde netleştirilmelidir.

TÜBİTAK 1707 Proje Fikri Nasıl Oluşturulmalıdır?

1707’de proje fikri, tedarikçi kuruluşun geliştirmek istediği ürün üzerinden değil, müşteri kuruluşun çözülmesini istediği problem üzerinden kurulmalıdır. Bu nokta programı klasik Ar-Ge desteklerinden ayıran temel farktır.

Zayıf bir kurgu şu şekildedir:

“Müşteri kuruluş için yapay zeka destekli yazılım geliştirilecektir.”

Daha güçlü kurgu ise şu şekilde olmalıdır:

“Müşteri kuruluşun üretim hattında kalite hataları manuel kontrolle tespit edildiği için hata yakalama oranı operatör deneyimine bağlı kalmaktadır. Proje kapsamında tedarikçi kuruluş tarafından görüntü işleme tabanlı hata tespit modülü geliştirilecek, model müşteri kuruluşun üretim hattından alınan gerçek verilerle eğitilecek ve saha koşullarında doğrulanacaktır.”

Bu yaklaşımda ihtiyaç, teknik problem, Ar-Ge yöntemi ve doğrulama ortamı birlikte tanımlanmaktadır. 1707 başvurusunda beklenen kurgu budur.

Müşteri İhtiyacı Nasıl Yazılmalıdır?

1707 başvurusunda müşteri ihtiyacı yüzeysel yazılmamalıdır. “Müşteri kuruluşun böyle bir ürüne ihtiyacı vardır” demek yeterli değildir. İhtiyacın operasyonel, teknik ve ekonomik karşılığı açıklanmalıdır.

İyi yazılmış bir müşteri ihtiyacı şu sorulara cevap vermelidir:

  • Müşteri kuruluş hangi problemi yaşamaktadır?
  • Bu problem mevcut süreçte hangi maliyet, zaman kaybı, kalite riski veya verimsizliğe yol açmaktadır?
  • Mevcut ürünler veya yöntemler neden yeterli değildir?
  • Tedarikçi kuruluşun geliştireceği çözüm bu problemi hangi teknik yaklaşımla çözecektir?
  • Proje çıktısı müşteri kuruluşta nasıl test edilecek ve nasıl devreye alınacaktır?

Bu bölüm ne kadar net yazılırsa projenin siparişe dayalı Ar-Ge niteliği o kadar güçlü görünmektedir.

Ekonomik Fizibilite Raporu Neden Önemlidir?

TÜBİTAK 1707 başvurusunda Ekonomik Fizibilite Raporu zorunlu başvuru dokümanları arasında yer almaktadır. Bu rapor, proje çıktısının yalnızca teknik olarak geliştirilebilir olup olmadığını değil, ekonomik olarak uygulanabilir ve ticarileştirilebilir olup olmadığını da ortaya koymaktadır.

Ekonomik Fizibilite Raporu yalnızca finansal bir tablo olarak değerlendirilmemelidir. Proje çıktısının teknik fizibilitesini, pazar araştırmasını, katma değer, verimlilik ve rekabet gücü açısından beklenen etkisini, üretim, satış ve pazarlama stratejilerini, varsa ilave yatırım planını, yıllara göre satış hedeflerini ve kârlılık projeksiyonunu içeren stratejik bir belgedir.

Bu nedenle ekonomik fizibilite raporu, başvurunun “bu ürün teknik olarak geliştirilebilir mi?” sorusunun yanında “bu ürün ekonomik olarak anlamlı mı?” sorusuna da cevap vermelidir. Rapor hazırlanırken müşteri kuruluşun ihtiyacı, pazar büyüklüğü, hedef müşteri grupları, satış modeli, fiyatlandırma yaklaşımı, yatırım ihtiyacı ve yıllara göre satış beklentileri tutarlı şekilde açıklanmalıdır.

1707 başvurusunda ekonomik fizibilite raporu zayıf hazırlanırsa proje teknik olarak güçlü olsa bile ticarileşme ve uygulanabilirlik tarafında eksik görünmektedir.

İşbirliği Sözleşmesi Neden Kritiktir?

TÜBİTAK 1707 başvurusunda İşbirliği Sözleşmesi, müşteri kuruluş ile tedarikçi kuruluş arasındaki teknik, mali ve ticari ilişkinin temelini oluşturan zorunlu dokümanlardan biridir. Başvuru aşamasında sözleşme taslağının hazırlanması, proje destek kapsamına alındığında ise sözleşmenin taraflarca imzalanmış şekilde sunulması gerekmektedir.

Bu sözleşmenin yalnızca başvuru eki olarak görülmemesi gerekmektedir. İşbirliği Sözleşmesi; tarafların sorumluluklarını, proje çıktısının nasıl ticarileştirileceğini, kullanım haklarını, fikri ve sınai hakları, ödeme yapısını ve ticarileştirmeden sorumlu kuruluşu netleştiren ana belgedir.

Özellikle proje çıktısının kime ait olacağı, müşteri kuruluşun kullanım hakkı, tedarikçi kuruluşun farklı müşterilere satış yapıp yapamayacağı, fikri hakların nasıl yönetileceği ve gelir paylaşımı gibi konular başvuru öncesinde açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu konular net değilse proje kabul edilse bile uygulama aşamasında sorun yaşanabilmektedir.

TÜBİTAK 1707’de Eş Finansman Yapısı Nasıl Değerlendirilmelidir?

1707’nin ayırt edici taraflarından biri eş finansman yapısıdır. Programda müşteri kuruluş, tedarikçi kuruluşun Ar-Ge maliyetlerine katkı vermekte; TÜBİTAK da uygun bulunan giderler için hibe desteği sağlamaktadır. Bu yapı, müşteri kuruluşun projeye yalnızca sözlü ilgi göstermediğini, finansal olarak da dahil olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle başvuru hazırlanırken müşteri kuruluşun ödeme kabiliyeti, ödeme takvimi ve bütçe katkısı gerçekçi şekilde planlanmalıdır. Tedarikçi kuruluş açısından da nakit akışı dikkate alınmalıdır. Çünkü proje giderlerinin gerçekleşmesi, raporlanması, müşteri kuruluş katkısı ve TÜBİTAK destek ödemeleri arasında zaman farkı oluşabilmektedir.

Bütçe hazırlanırken şu sorular cevaplanmalıdır:

  • Müşteri kuruluş proje giderlerine hangi oranda ve hangi takvimle katkı sağlayacaktır?
  • Tedarikçi kuruluş kendi payını ve nakit akışını nasıl yönetecektir?
  • Alınacak makine, yazılım, hizmet veya personel giderleri doğrudan Ar-Ge faaliyetlerine nasıl katkı sağlayacaktır?
  • Bütçe, müşteri ihtiyacı ve proje çıktısının ticari değeriyle uyumlu mudur?

Bu sorular cevaplanmadan hazırlanan bütçe, 1707 mantığına zayıf oturmaktadır.

TÜBİTAK 1707 Proje Konusu Öncelikli Alanlarla Nasıl İlişkilendirilmelidir?

1707 başvurularında proje konusu belirlenirken TÜBİTAK’ın güncel öncelikli Ar-Ge ve yenilik konu başlıkları dikkate alınmalıdır. Proje öncelikli alanlarla ilişkilendirilebiliyorsa bu ilişki başvuru metninde açıkça kurulmalıdır.

Ancak bu ilişki yalnızca anahtar kelime düzeyinde bırakılmamalıdır. Örneğin proje “dijital dönüşüm”, “yapay zeka”, “yeşil üretim” veya “afet teknolojileri” gibi bir başlıkla ilişkilendiriliyorsa, teknik içerik bu alanla gerçek bağ kurmalıdır. Aksi halde öncelikli alan seçimi yapay görünmektedir. Başvuru öncesinde güncel çağrı koşulları ayrıca kontrol edilmelidir. Çağrı dönemlerine göre özel öncelik koşulları, başvuru tarihleri, bütçe limitleri ve değerlendirme unsurları değişebilmektedir.

TÜBİTAK 1707’de Ar-Ge Niteliği Nasıl Gösterilmelidir?

1707 programında müşteri ihtiyacının bulunması tek başına yeterli değildir. Projenin Ar-Ge niteliği açıkça gösterilmelidir. Hazır ürün satın alma, standart yazılım kurulumu, rutin mühendislik hizmeti veya sadece entegrasyon çalışması 1707 için yeterli bir proje konusu oluşturmamaktadır.

Ar-Ge niteliği şu unsurlarla ortaya konmalıdır:

  • Çözülecek teknik belirsizlikler
  • Tedarikçi kuruluşun geliştireceği özgün yöntem veya tasarım
  • Müşteri kuruluş sahasında yapılacak test ve doğrulama çalışmaları
  • Başarı ölçütleri ve kabul kriterleri
  • Proje sonunda oluşacak teknik bilgi birikimi

Özellikle müşteri kuruluşun sahasında doğrulama yapılacak olması 1707 için güçlü bir unsurdur. Ancak saha testi yalnızca “deneme yapılacaktır” şeklinde bırakılmamalı; hangi koşullarda, hangi ölçütlerle ve hangi kabul kriterleriyle yapılacağı belirtilmelidir.

TÜBİTAK 1707’de Başarı Ölçütleri Nasıl Belirlenmelidir?

1707’de başarı ölçütleri yalnızca teknik performansı değil, müşteri kuruluşun kabul kriterlerini de içermelidir. Çünkü proje çıktısının gerçek kullanım ortamında karşılık bulması beklenmektedir.

Başarı ölçütleri şu tür göstergelerle yazılabilir:

  • Hata tespit doğruluğu
  • İşlem süresi
  • Üretim kaybında azalma
  • Maliyet düşüşü
  • Enerji tüketiminde azalma
  • Mevcut sistemlerle entegrasyon başarısı
  • Saha testlerinden geçme oranı
  • Müşteri kabul kriterlerinin sağlanması

“Verimlilik artacaktır” veya “süreç iyileştirilecektir” gibi ifadeler yeterli değildir. Bunun yerine sayısal, test edilebilir ve müşteri ihtiyacıyla doğrudan ilişkili hedefler belirlenmelidir.

TÜBİTAK 1707 Ticarileşme Planı Nasıl Hazırlanmalıdır?

1707’de ticarileşme planı yalnızca proje sonrası satış tahmini değildir. Programın mantığı gereği proje çıktısının ilk müşterisi zaten tanımlıdır. Bu nedenle asıl mesele, geliştirilen çözümün müşteri kuruluşta kullanıldıktan sonra daha geniş pazara nasıl açılacağıdır.

Ticarileşme planında şu konular açıklanmalıdır:

  • Müşteri kuruluş proje çıktısını nasıl kullanacaktır?
  • Ürün veya süreç farklı firmalara satılabilecek midir?
  • Tedarikçi kuruluş satıştan nasıl gelir elde edecektir?
  • Satış modeli ürün satışı, lisans, abonelik, bakım hizmeti veya proje bazlı uygulama şeklinde mi olacaktır?
  • 1., 3. ve 5. yıl satış beklentileri hangi varsayımlara dayanacaktır?
  • Rakip çözümlere göre teknik veya ekonomik üstünlük ne olacaktır?

Ticarileşme planı yalnızca müşteri kuruluşla sınırlı kalırsa zayıf görünmektedir. Müşteri kuruluş ilk kullanım ve doğrulama alanı olarak konumlandırılmalı, proje çıktısının daha sonra farklı müşterilere nasıl sunulacağı da açıklanmalıdır.

TÜBİTAK 1707 Başvurusunda Sık Yapılan Hatalar

TÜBİTAK 1707 başvurularında en sık yapılan hata, başvurunun 1501 veya 1507 mantığıyla hazırlanmasıdır. 1707’de müşteri kuruluş ihtiyacı merkeze alınmadığında programın temel kurgusu zayıflamaktadır.

Diğer sık hatalar şunlardır:

  • Müşteri ihtiyacının teknik karşılığının yazılmaması
  • Ekonomik fizibilite raporunun yalnızca form doldurma mantığıyla hazırlanması
  • İşbirliği Sözleşmesi’nde taraf rollerinin, fikri hakların ve ticarileşme sorumluluğunun netleştirilmemesi
  • Tedarikçi kuruluşun Ar-Ge rolünün belirsiz kalması
  • Eş finansman ödeme planının gerçekçi olmaması
  • Saha testi ve müşteri kabul kriterlerinin belirsiz bırakılması
  • Ticarileşme planının yalnızca müşteri kuruluşla sınırlı kalması

Bu hatalar proje fikri teknik olarak iyi olsa bile başvurunun değerlendirme sürecinde zayıf görünmesine neden olabilmektedir.

TÜBİTAK 1707 Danışmanlık Desteği Neden Alınmalıdır?

TÜBİTAK 1707 başvurusu, yalnızca Ar-Ge proje metni hazırlamaktan ibaret değildir. Müşteri kuruluş ihtiyacının teknik probleme dönüştürülmesi, tedarikçi KOBİ’nin Ar-Ge rolünün tanımlanması, ekonomik fizibilite raporunun hazırlanması, iş birliği sözleşmesinin proje mantığıyla uyumlu hale getirilmesi, eş finansman yapısının kurgulanması ve ticarileşme planının gerçekçi hazırlanması gerekmektedir.

Refero Danışmanlık, TÜBİTAK 1707 başvurularında müşteri kuruluş ve tedarikçi kuruluş rollerinin yapılandırılması, proje konusunun Ar-Ge niteliğine uygun hale getirilmesi, ekonomik fizibilite raporunun hazırlanması, iş birliği sözleşmesi kurgusunun oluşturulması, öncelikli alan ilişkisinin kurulması, başvuru dosyasının hazırlanması, bütçe kalemlerinin oluşturulması ve PRODİS başvuru sürecinin yönetilmesi konularında firmalara destek sağlamaktadır.

TÜBİTAK 1707 Başvurusu Müşterisi Hazır Ar-Ge Kurgusu Gerektirmektedir

TÜBİTAK 1707 başvurusu yapılırken proje yalnızca teknik yenilik üzerinden değil, müşteri ihtiyacı, tedarikçi KOBİ’nin Ar-Ge kapasitesi, ekonomik fizibilite, iş birliği sözleşmesi, eş finansman yapısı, saha doğrulaması ve ticarileşme modeli üzerinden kurgulanmalıdır.

Doğru 1707 proje konusu; gerçek bir müşteri problemini çözen, Ar-Ge niteliği taşıyan, ekonomik fizibilitesi açıklanmış, iş birliği yapısı netleştirilmiş, tedarikçi kuruluş tarafından geliştirilebilir, müşteri kuruluşta doğrulanabilir ve proje sonrasında farklı müşterilere de sunulabilir nitelikte olmalıdır. Bu nedenle başvuru öncesinde müşteri ihtiyacı, ekonomik fizibilite raporu, iş birliği sözleşmesi, fikri haklar, ödeme planı, saha testleri ve pazar açılımı birlikte değerlendirilmelidir.

error: Bu içerik korumalı.